Orta Asya’da maneviyatı yüksek bir rota

Kazakistan’da 5 yıl önce eyalet merkezi ilan edilen kadim kent Türkistan, 2021’de de Türk Konseyi Devlet Başkanları Gayri Resmi Zirvesi’nde alınan kararla ‘Türk Dünyasının Manevi Başkenti’ olmuş… 4 gün süren ziyaretimde doyamadım; yakınlığı nedeniyle Özbekistan’dan Taşkent, Semerkant ve Buhara kentlerini de ekleyeceğim yeni bir rotanın ilhamını verdi bana. Beni davet eden Kazakistan Hava Yolları Air Astana’nın yan kuruluşu FlyArystan düzenli uçuyor, görece uygun fiyatlı. Sınıra yakın. Bir uçuşla iki ülkeyi gezebilirim. 

Rehberimiz Gazi Üniversitesi’nden mezun, bir akademisyen Nurzhan Abishov idi. Bir de Mercan Hanım vardı başkentten gelen. Çok misafirperver ve bilgiliydi rehberlerimiz. Eğer Türkistan’a tursuz giderseniz Kazak Turizm Ofisi’ne uğrayın, yeni kent merkezinde, kolayca bulursunuz; aynı yardımseverliği ve misafirperverliği göreceğinize eminim.

İLK GÜN HAVADA GEÇİYOR

Uçuş 4,5 saat civarı; 3 saat ilerideler. Havalimanıyla yeni kentin oteller bölgesi yaklaşık yarım saat sürüyor. Dümdüz ve geniş yollar, trafikte bolca Çin arabası var. Taksi ve araç kiralama ucuz. Benzinse sudan ucuz. Gaz 4, benzin 10 Türk lirası civarı. Taksi için inDrive yükleyip gidin.

Kaldığımız kompleksin adı Karavansaray yani Kervansaray. Açık plan bir AVM, ortasından yapay bir nehir akıyor, kıyısına dizilmiş otel, restoranlar, kafeler çok şık. Hiç yabancılık çekmiyoruz zira çoğu marka Türk. Saat farkını hissetmemek için ilk gün erkenden uyumalı.

Sabah 1 saatlik otomobil yolculuğuyla Otrar’a geçtik. Önce Aslan Baba türbesini ziyaret edeceğiz. Geniş bir alanda küçük, tarihi bir cami var, yenilenmiş ama Timur zamanından kalan orijinal yapının iki ahşap sütunu içeride. Biliminsanı Farabi ve Memlük Sultanı Baybars, Otrar doğumlu. Bahçede simgesel mezar taşları var… Tarihi kuyudan su çekip sıhhat dileyip birkaç yudum içiyor, yüzlerini yıkıyor ziyaretçiler.

Döneminin kudretli imparatoru Timur, Yesevi türbesinin çok görkemli olması için emir verir ama aksilik yakalarını bırakmaz. Duvarlar daha örülürken yıkılır, işçiler hasta olur… Timur bir gece rüyasında boynuzlarıyla inşaatı yıkan bir öküz görüp “Neden yıkıyorsun” diye sorar. “Önce üstadım Aslan Baba için bir türbe yaptır, sonra benim için yaparsın” yanıtını alır. Bu efsane nedeniyle Yesevi’den önce Aslan Baba’ya dua ediliyor ve buradan Yesevi’ye gidiliyor. Biz oraya kadar gitmişken antik kenti de görüyoruz. 

Seyhun ve Ceyhun nehirleri yani Amuderya ve Siriderya arasındaki Maveraünnehir’de kurulan Harzemşah Devleti 1220’lerde çok güçlüy- ken Moğollar da Cengiz Han ve oğullarıyla akın akın Pekin’e doğru büyümekteymiş. Harzemşahların hanı Hayr Han, bir Moğol kervanına saldırınca tarihe geçen ‘Otrar faciası’ yaşanmış. Moğol askerleri Otrar Kalesi’nde taş üstünde taş, vücut üstünde baş bırakmamış. Doğrusu toprakta katman katman insan kemiklerini gözlerimle gördüm. Bir hamam kompleksi, yerdeki çini döşemeleriyle ayakta, kiremitten yapılmış gider boruları şehrin düzenli bir altyapı sistemi olduğunu gösteriyor. Orijinal sur duvarlarından kalan çok az bir kısmı koruyup kaleyi yeniden yapmışlar. İçeride dönemin yaşam biçimini anlatan canlandırmalar var.

Türbe kompleksinde hamam kalıntıları ve bir tanesi ziyarete açık, diğerleri kapalı olan yeraltı camileri var.

BÖLGENİN EN BÜYÜĞÜ

Ahmet Yesevi Türbesi, Türkistan’ın alameti farikası, manevi merkezi. Burası bölgedeki İslam sonrası mimari eserleri içinde biricik yere sahip. Eni 18, boyu 37 metre olan kubbe Orta Asya’nın en büyüğü. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren yapının inşaatı 1397’de başlamış, 1405’te tamamlanmış. Timur bittiğini görememiş. Tuğlalar 40 kilometre uzaklıktaki Sauran kentinden buraya zincir gibi dizilen askerler tarafından elden ele taşınmış. Ahmet Yesevi Türbesi’nin önünde mavi çinili kubbesiyle bir küçük türbe daha var. Rabia Sultan Begüm Han için yapılmış. 15’inci asırda Kazak Ebu Hayr Han’ın eşi ve Özbeklerin ünlü astronom hanı Uluğ Bey’in kızı. Yesevi türbesinin dışındaki çiniler benzersiz, süsleme için kullanılan her geometrik şekil aslında bir ayet ya da hadis… Sağ blokta tekrar eden ‘Kul düşünür’, sol blokta tekrar eden ‘Allah yapar’ cümleleri çark şeklinde dizilmiş; kubbenin etrafındaki kufi, makıli gibi en zor hat işleri bol bol kullanılmış. Emir Timur’untürbeye hediye ettiği dev kandillerin bazıları çalınmış. ‘Tay Kazan’ adıyla meşhur, 3 ton su alabilen, 7 madenden dövülmüş dev kazanıysa göremedik. 2000’de TİKA tarafından restore edilen türbede kazanlı odadaki çalışmalar sürüyordu.

Türbe kompleksinde hamam kalıntıları ve bir tanesi ziyarete açık, diğerleri kapalı olan yeraltı camileri var. Ziyarete açık olan yeraltı camisi Yesevi’nin “Hazreti Muhammet’ten çok yaşamak istemiyorum” diyerek 63 yaşında yeraltında küçücük bir odada inzivaya çekildiği yere kurulmuş. Burada öğrencilerini eğitmeye devam etmiş. Şamanik ritüelleri reddetmeyip zikir gibi uygulamaları kattığı İslam, Orta Asya’da kolaylıkla benimsenmiş.

Son olarak iyileştirici gücü olduğuna inandıkları Akmescit Mağarası’na gittik. İçeride dualar okuyor, bir yandan da ziyaretçiler taşlardan minik kule yapıp dilek diliyor. Böyle iç içe kültürel-dini yapı Kazak halkına büyük bir hoşgörü katmış.

SOKAK LEZZETLERİ

Eski kentte pazar çok renkli. Sınır kenti olduğu için Özbeklerle Ahıskalılar da var. Pazaryerinde açıkta satılan at ve koyun etleri, kımız ve deve sütünden shubat, tereyağları (çikolatalı bile vardı), peynirler, Taraz helvası (tahin helvasına benziyor, ay çekirdeği içi katılmış) gibi yüzlerce çeşit yiyecek arasında deneyip sohbet ederek gezdik. Kazakçanın yüzde 25’i Türkçe olsa da anlamak imkânsız ama sürekli anlatıyorlar. 1 liramız yaklaşık 17 tenge. Döner ve kebap ortak yemeğimiz. Dışı hamur kaplı, etli ve sebzeli pilavlar nefis. En makbul ve pahalı et, at eti. Pişi dediğimiz hamur kızartması her seferinde sıcacık geliyor. Yemekler damak tadımıza uygun. Sadece çorbadan meyveye her şey aynı anda geliyor, şaşırmayın!

ALTIN YUMURTA

Kazakistan kartallar ülkesi. Mitolojideki Simurg’un da bozkırda yaşadığına inanıyorlar. Merkeze dev bir altın yumurta yapmışlar. İçinde 7 boyutlu sinema ve taş devrinden günümüze Kazak tarihinin canlandırıldığı bir müze var. Hızlandırılmış bir Orta Asya tarihi dersi gibi; bölgedeki hanlıkların bayrakları, kıyafetleri, askeri eşyası, atlara verilen önemi anlatan aksesuar sergileniyor. Kazak ve ortak Türk tarihinin en kıymetli buluntuları olan 8 Altın Elbiseli Adam’ın replikaları da burada.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx